Skip Navigation Links
Anasayfa
Kitaplar
Tarihten Notlar
Öyküler
İletişim
   06 Ocak 2009 Salı
Skip Navigation Links
2008 Ekim Makale
2008 Temmuz Makale
2008 Nisan Haber
2008 Mart Makale
2008 Ocak Haber
2007 Ekim Röportaj
2007 Eylül Makale
2006 Nisan Röportaj
2005 Kasım Röportaj
2005 Mayıs Makale
2005 Mart Makale
2004 Eylül Makale
2004 Haziran Kitap Yorumu
2003 Ekim Makale
2002 Mart Röportaj
2001 Kasım Röportaj
1997 Aralık Makale
1997 Kasım Makale
1997 Eylül Makale
   
Değer Veren Değer Kazanır
Oğuz Saygın'ın Temmuz 2008 tarihli Ekonomi dergisinde yayınlanan makalesi
Değer Veren Değer Kazanır Başarı için yönetimin çalışanlarına değer ve kulak vermesi kadar çalışanında kendini doğru ifade edebilmesi ve tecrübeye gereken saygıyı göstermesi önem taşır. Yöneticinin çalışandan, çalışanınsa yöneticiden faydalanmasının anahtarı karşılıklı hoşgörüdür.

Dünyanın en hayranlık duyulan şirketinin ve son çeyrek yıla damgasını vuran General Electric'in efsane yöneticisi lakaplı Jack Welch şirketi 412 bin çalışanı, 26,8 milyar dolar cirosu, 43 stratejik işletme birimi ve 350 şirketiyle piyasa değeri 12 milyar dolarken devraldı. 20 yıldan fazla çalıştığı şirketini devrederken piyasa değerini 12 milyar dolardan 280 milyar dolara çıkardı.
Jack Welch'in sistemi çok ilginçti. Şirket bünyesinde en alt seviyede çalışanın bile katılabildiği zirve toplantıları düzenleyip bu kişilerden işin pratiğine dair aldığı tavsiyelerle ciddi tasarruflar ve iyileşmeler sağladı. "Kaliteyi gerçek anlamda yakalamanın yolu bu hedefi en alttan en üste kadar herkesin işi haline getirmekten geçer. Bir fikir iyiyse nereden geldiğinin önemi yoktur" gibi önemli fikirlerin sahibidir.

Başarı için yönetimin çalışanlarına değer ve kulak vermesi kadar çalışanında kendini doğru ifade edebilmesi ve tecrübeye gereken saygıyı göstermesi önem taşır. Yöneticinin çalışandan, çalışanınsa yöneticiden faydalanmasının anahtarı karşılıklı hoşgörüdür. Çalışan kişi öne süreceği fikrin ve çözümün uygulanamaz bulunsa bile yönetim tarafından dikkatle dinleneceğinden ve hoşgörü ile karşılanacağından emin olmalıdır. Böylece kendisini çalıştığı kurumun parçası hatta ortağı gibi görecek, başarıyı paylaşacağına inanarak hem motivasyonunu artıracak hem de yaptığı işten keyif alarak daha üretken ve takipçi olacaktır.

Ülkemizde birçok şubesi bulunan özel bir şirket müşteri potansiyelini artırmak için tüm çalışanlarına yönelik proje kampanyası başlattı. Şirketin üst düzey yöneticileri ve yüksek okul mezunu çalışanlarının da katıldığı bu kampanyayı şubelerinden birinin güvenlik görevlisi kazandı. Ödülün yanı sıra terfi de ettirildi. Ama asıl ödül şirketin oldu. Şirketin beklentisi üzerinde müşterisi arttı. Burada asıl hüner yöneticidedir. Orkestranın şefi konumundaki yönetici hangi çalgıcıdan neyi nasıl alacağını bilmelidir. Bunun temel şartı adil olmak ve her çalışana eşit mesafede kalabilmektir. Çağı yakalayan şirketler herkese eşit fırsat tanıyan işveren olmanın gururunu yaşamaktadırlar.
Şirketlerde takım ruhu her zaman canlı tutulmalıdır. Takım oyuncuları bir problemi çözmede yetersiz kaldıklarında, çekinmeden lidere gidebilmelidir. Liderin katma değeride burada başlar.

İş ortamında çalışanın en büyük ihtiyacı aslında güven duygusudur. Düşüncelerine güvenilip değer verilmediğini hisseden çalışanlar önemsenmedikleri duygusuna kapılırlar ve kalpleri tamir edilmesi son derece zor şekilde incinir. Bu durumun sürmesi çalışanda özgüven kaybına açar. Bunun sonucu çalışanın konuşması gereken yerde susmayı yeğleyerek şirketten fikri seviyede kopup vasatlaşmasıdır. 
Değer Veren Değer Kazanır
Eşitlikçi olmak konusunda dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, tek yönlü değil çok yönlü düşünebilmektir. Eşitlikçi olmak adına ters yönde yanlış ve yersiz kararlar almamak gerekir. Bunun formülüyse "doğru işte doğru insan" ilkesidir. Bu da hoşgörü ve fark gözetmeksizin bütün çalışanlara kulak verip dinlemekle olur.

Bir kozmetik fabrikasının üretim bantlarından birinde çalışan bayan sorumlunun görevi bantları denetlemektir. Her saat başı üretim seviyesini müdürüne bildiriyordu. Monte edilen ürünlerle makine ve insanların çalışmalarını denetleyip notlar alırken verimin düşüklüğü dikkatini çekti. Görevi olmadığı halde araştırmaya başladı, aradan geçen zaman içinde montaj hattının hızını en çok etkileyen 100 unsur buldu. Bunların arasında radyonun sesinin kısılması halinde çalışanların kendi aralarında konuşmaya başladıkları bile vardı. Müdür "üretim nasıl gidiyor" şeklindeki sıradan soruya dolu dolu 3 sayfayla cevap alınca çok şaşırdı. Firma bayan sorumlunun varlığından haberdar olmuş ve daha üst konuma terfi ettirmiştir.
Değer Veren Değer Kazanır İşletmelerde 2 türlü ödül vardır; maddi ve manevi. Maddi ödüller bellidir. Bunu yöneticiler durumlarına göre karşılarlar. Ama asıl önemlisi işverene hiçbir maliyeti olmayan manevi ödüllerdir: Çalışanlarını tanıma, övgü, ek sorumluluk ve yetki verme vs manevi ödüllerdir. Bu küçük ayrıntıların büyük getirileri vardır.

Gerek milli seviyede gerekse şirket içi ve dışı eğitimlerle bu önemli noktada yöneticilerin ve çalışanların bilinçlenmesi sağlanıp iş ve insan gücü israfı olumlu çizgiye taşınabilmelidir. Türkiye olarak şansımız sistemin engellerine rağmen insanımızın iyi niyeti, öğrenme ve öğretme hevesiyle bizde doğuştan var olan sabır ve dayanma gücüdür. Çalışanlarının fikirlerine itibar etmeyen, onların önerilerini dinlemeyen ve burnundan kıl aldırmayan yöneticilerin başarılı olması mümkün değildir. 1950'li yıllarda Uşak'ta yaşayan Osman efendinin başına gelen olaydan hepimizin alacağı önemli dersler vardır.
Osman Efendi'nin Hastalığı

Osman Efendi bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır. İlaç alır ancak ağrısı geçmez. Bir gün bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır, doktor muayene eder ve ağrı kesiciler verir, gider. Lakin Osman efendinin baş ağrısı artarak devam eder Üstüne üstlük baş ağrısının yanı sıra gözleri de yaşarmaya başlar. Başka doktorlarda çağrılır. Osman Efendi Uşak'ın ileri gelenlerindendir. Ağrıyı kesene servet vaat eder. Doktorların hiç biri, ağrıyı durduramadığı gibi sebebini de bulamaz. Ev halkı birbirine karışır. Baş ağrısından geceleri uyuyamayan Osman efendiyi İstanbul'a götürmeye karar verirler. İstanbul'daki en iyi doktorlar seferber olur. Röntgenler çekilir, testler yapılır. Dayanılması gittikçe zorlaşan baş ağrısı ve gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir.

Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman Efendi bu defa apar topar yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil İsviçre modadır. Zürih'e gidilir. Haftalarca hastane de kalınır. Onlarca profesör görüş alışverişi yapar. Testler tekrarlanır. Sonuç Osman efendiye teşhis konulamaz. Artık yerinden kalkamayan Osman Efendi'ye ağrı kesici iğneler verilir. Ülkesine dönüp dinlenmesi, daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir. Osman Efendi bitkin halde ve perişandır. "Kader" denip Uşak'a dönülür. Osman Efendi bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar.

Bir gün hastanın keyfi gelsin diye Osman efendinin eski berberi Mustafa Efendi çağrılır. Berber yataktan kalkamayan Osman efendiyi tıraş ederken adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler. Berber Mustafa bir an düşünür! "Beyim" der, sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın. Bir bakar "hah işte" der, kıl dönmüş. Osman efendinin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker. Ev halkı Osman efendinin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar. Berber Mustafa, Osman Efendi'nin elinden zor alınır ve cımbızın ucunda 20 cm kılla kapı dışarı edilir. Osman efendinin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır. Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması geçmiş, baş ağrısından eser kalmamıştır. Dönen kılın sinire gittikçe uzayarak dayanılmaz ızdıraplara yol açtığını ancak o zaman keşfederler. Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir. Sapa sağlam ayağa kalkan Osman Efendi berber Mustafa'yı çağırtır ve ona servet bağışlar. Kıssadan hisseler:

1- Berber Mustafa efendinin fikirleri var. Dinlemek gerekir.
2- Bazen büyük problemlerin çok basit çözümleri olur.
3- Burnundan kıl aldırmayanların başı çok ağrıyabilir. td>  
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------