Skip Navigation Links
Anasayfa
Kitaplar
Tarihten Notlar
Öyküler
İletişim
   06 Ocak 2009 Salı
Skip Navigation Links
2008 Ekim Makale
2008 Temmuz Makale
2008 Nisan Haber
2008 Mart Makale
2008 Ocak Haber
2007 Ekim Röportaj
2007 Eylül Makale
2006 Nisan Röportaj
2005 Kasım Röportaj
2005 Mayıs Makale
2005 Mart Makale
2004 Eylül Makale
2004 Haziran Kitap Yorumu
2003 Ekim Makale
2002 Mart Röportaj
2001 Kasım Röportaj
1997 Aralık Makale
1997 Kasım Makale
1997 Eylül Makale
   
Edward de Bono ve Düşünme Yöntemleri
Oğuz Saygın'ın 14 Aralık 1997 tarihinde HÜRRİYET gazetesinde yayınlanan makalesi
İnsan gelişimine en fazla katkıda bulunan bilim adamlarından biri olarak kabul edilen Edward de Bono, ünlü "New Thinking" seminerini vermek üzere İstanbul'a geliyor. Onun için o kadar çok yazıldı ki, ben bunlara ekleme yapmaktansa, De Bono'nun iş hayatı ile ilgili bazı tespitlerini aktaracağım.

De Bono, "Rekabetüstü" adlı kitabında rekabetin özünü şu fıkra ile açıklıyor: "İki çocuk ulusal parklardan birinde gezinirken, saldıracakmış gibi görünen bir ayıyla karşılaşmışlar. Çocuklardan biri, hemen kaçmalarını önermiş. Diğeri ise sakince yere oturup koşu ayakkabılarını giymeye başlamış. Öbürü şaşkınlıkla ona bakıp, "Yoksa ayıdan daha hızlı koşacağını mı sanıyorsun?" diye sormuş. Yerde oturan başını kaldırıp, "Hayır, ayıdan hızlı koşmam gerekmez ki, senden hızlı koşmam yeter" demiş.   

Rekabet, ayakta kalmak için gereklidir diyor de Bono. Rekabetüstü olmak ise, başarı için gereklidir. İşte bu nedenle ikisini birbirinden ayırmalıyız. Rakip olmazsa rekabet olabilir mi? Hayır, çünkü rekabet kendini başkalarıyla karşılaştırmaya dayalıdır. Rakip olmazsa rekabetüstü olunabilir mi? Evet, çünkü bu durumda amaç daha iyi değerler üretmeye çalışmaktır. Daha önce ürettiğiniz değeri aşmaya çalışırsınız.

Edward de Bono ayrıca günümüzün analitik düşünme yöntemini şekillendiren, eski Yunan düşünürlerinin insanı eksik düşünmeye alıştırdığını ve yanlış düşünmeye mahkum ettiğini söylüyor. De Bono'nün bazı çok önemli buluşların ilk değerlendirmeleriyle ilgili saptamaları ise şöyle:
  • Daktilo makinesi başlangıçta yalnızca görme özürlülere yardımcı araç olarak görülmüştü.

• Tükenmez kalem pazarının, hava basıncının azalmasından ötürü dolmakalem kullanamayan havacılarla sınırlı olacağı sanılmıştı.

• İlk pazar hesapları, tüm dünyadaki bilgisayar talebinin sekiz makineyle sınırlı olacağını göstermişti.

• Koca bir fotokopi makineleri sanayiini yaratan Xerox işlemi, yalnızca basıma yardımcı bir yol olarak görülmüştü. Hatta IBM, kendisine önerilen bu sistemi reddetmişti.

• Western Electric, başlangıçta kendisine önerilen Alexander Graham Bell patentlerini istememişti. Çünkü telefon yalnızca elektronik bir oyuncak olarak görülüyordu.
Bu tespitlerden sonra aklıma okul yıllarından bir anım geldi. Bir gün okulda balığın iç organlarını inceliyorduk. Bir arkadaşım öğretmene, "Balığın iç organlarını öğreneceğimize, taze mi bayat mı olduğunu öğrensek daha faydalı olmaz mı?" diye sorunca öğretmenimizin kızgınlıkla onu azarladığını unutmuyorum. Bu anı bende düşünme konusunda fevkalade negatif bir motivasyon meydana getirmişti. Geçmiş yıllarda ülkemizde meydana gelen birçok olayı göz önüne aldığımızda, de Bono'nun düşünmeyle ilgili fikirlerine ne kadar ihtiyacımız olduğu açıkça ortaya çıkıyor. 
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------