|
|
|
|
Başarıda Odaklanma Faktörü |
|
Oğuz Saygın'ın 14 Eylül 1997 tarihinde HÜRRİYET gazetesinde
yayınlanan makalesi |
Bellek eğitimiyle ilgili çok değerli bilgileri öğrendiğimde bunları tüm
insanlara anlatabileceğim bir eğitim merkezi açmanın şart olduğunu düşündüm.
Yalnız ortada bir sorun vardı, o da bu işe para koyacak birini bulabilmekti.
Tanıdığım bazı kişilere bu fikrimi açtığımda onlara cazip gelmedi, beni fazla
hayalperest buldular. Çünkü benim gözümle bakamıyor, benim gördüklerimi
göremiyorlardı. Sekiz-on kişiyle görüştükten sonra tam bu işten vazgeçecekken,
Albay Saunders'ın hikâyesini okudum. Kimdi bu Albay Saunders?
İnandığı bir hedefe odaklandığında, hayatında birçok şeyi değiştirebileceğini
bilen biri. Otoyolun kenarında bir lokantası vardı. Otoyol başka bir yere
taşınınca lokantası iflasla burun buruna geldi. Ama o hiç endişelenmedi, paniğe
kapılmadı, çünkü o biliyordu ki, endişelenmesi veya paniğe kapılması ona bir şey
kazandırmayacaktı; onun için asla negatif düşüncelere fırsat vermedi. İşe
başladığında ne kadar sermayesi vardı biliyor musunuz? Sadece bir piliç tarifi.
Evet, yanlış okumadınız, sadece bir piliç tarifi. Lokanta sahiplerine piliç
tarifi satarak onlardan kredi almak gibi bir iş size mantıklı geliyor mu? Ama bu
Albay Saunders'ın odaklandığı konuydu. O bunun hayatında bir fark yaratacağına
inanıyordu.
Kendinizi bir test edin, böyle bir işi yapmak istiyorsunuz. Acaba bu tarifi
satmak için kaç lokantaya gidersiniz? Seminerlerimde soruyorum, bazen bir kaç
kişi 5 diyor, bazen 10'a 20'ye kadar çıkanlar oluyor. Ama ben kimsenin 100'den
fazla lokantayı gezeceğini sanmıyorum. Üstelik bazıları sizinle alay edip
delirmiş diyebilirler. Bütün bunlara katlanacak kaç insan vardır? Ama Albay
dolaştı, sayı 100 lokantayı bulduğunda artık işin sonuna geldiğini biliyordu.
Aslında aldığı her hayır cevabı onu daha da çok güdülüyordu. Bulacağım diyordu,
benimle iş yapacak lokantayı bulacağım. Tüm Amerika'yı dolaşmıştı neredeyse.
Geceleri arabasında yatıyordu, pek de rahat sayılmazdı, ama onun büyük bir
hedefi vardı; aradığı lokantayı bulacaktı. Albay iyice yol almıştı artık;
1009'uncu lokantayla konuşurken Albayın beklediği şey oldu; lokanta sahibi
Albayla ve projesiyle çok ilgilendi. Saatlerce konuştular, Albayın
anlattıklarını ilgiyle dinledi. O kadar inanmıştı ki Albaya, ne kadar hayalci
bir fikir bile olsa, lokanta sahibi bu fikre evet dedi. Bu evet cevabıyla
birlikte Kentucky Fried Chicken efsanesi yazılmaya başladı. Eğer yolunuz bir gün
Kentucky Fried Chicken'a düşerse, tabelanın yanındaki o tonton amcaya bir daha
alıcı gözüyle bakın.
Albay Saunders'ın hikâyesi bana güç verdi, her akşam biriyle görüşüyordum,
aldığım her hayır cevabı beni daha çok güdülüyordu. Konuştuğum kişiler sanıyorum
200'ü biraz geçtikten sonra genç bir sanayici bana evet dedi. Artık Eğitim
Merkezini açabilirdim. Şu anda birçok kişiye eğitim veren kurumumu açmakta bana
ilham kaynağı olan Albay Saunders'ın size de ilham kaynağı olmasını dilerim. |
|
|
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
|
|