Skip Navigation Links
Anasayfa
Kitaplar
Tarihten Notlar
Öyküler
İletişim
   06 Ocak 2009 Salı
Skip Navigation Links
2008 Ekim Makale
2008 Temmuz Makale
2008 Nisan Haber
2008 Mart Makale
2008 Ocak Haber
2007 Ekim Röportaj
2007 Eylül Makale
2006 Nisan Röportaj
2005 Kasım Röportaj
2005 Mayıs Makale
2005 Mart Makale
2004 Eylül Makale
2004 Haziran Kitap Yorumu
2003 Ekim Makale
2002 Mart Röportaj
2001 Kasım Röportaj
1997 Aralık Makale
1997 Kasım Makale
1997 Eylül Makale
   
Başarıda Odaklanma Faktörü
Oğuz Saygın'ın 14 Eylül 1997 tarihinde HÜRRİYET gazetesinde yayınlanan makalesi
Bellek eğitimiyle ilgili çok değerli bilgileri öğrendiğimde bunları tüm insanlara anlatabileceğim bir eğitim merkezi açmanın şart olduğunu düşündüm. Yalnız ortada bir sorun vardı, o da bu işe para koyacak birini bulabilmekti. Tanıdığım bazı kişilere bu fikrimi açtığımda onlara cazip gelmedi, beni fazla hayalperest buldular. Çünkü benim gözümle bakamıyor, benim gördüklerimi göremiyorlardı. Sekiz-on kişiyle görüştükten sonra tam bu işten vazgeçecekken, Albay Saunders'ın hikâyesini okudum. Kimdi bu Albay Saunders?

İnandığı bir hedefe odaklandığında, hayatında birçok şeyi değiştirebileceğini bilen biri. Otoyolun kenarında bir lokantası vardı. Otoyol başka bir yere taşınınca lokantası iflasla burun buruna geldi. Ama o hiç endişelenmedi, paniğe kapılmadı, çünkü o biliyordu ki, endişelenmesi veya paniğe kapılması ona bir şey kazandırmayacaktı; onun için asla negatif düşüncelere fırsat vermedi. İşe başladığında ne kadar sermayesi vardı biliyor musunuz? Sadece bir piliç tarifi. Evet, yanlış okumadınız, sadece bir piliç tarifi. Lokanta sahiplerine piliç tarifi satarak onlardan kredi almak gibi bir iş size mantıklı geliyor mu? Ama bu Albay Saunders'ın odaklandığı konuydu. O bunun hayatında bir fark yaratacağına inanıyordu.

Kendinizi bir test edin, böyle bir işi yapmak istiyorsunuz. Acaba bu tarifi satmak için kaç lokantaya gidersiniz? Seminerlerimde soruyorum, bazen bir kaç kişi 5 diyor, bazen 10'a 20'ye kadar çıkanlar oluyor. Ama ben kimsenin 100'den fazla lokantayı gezeceğini sanmıyorum. Üstelik bazıları sizinle alay edip delirmiş diyebilirler. Bütün bunlara katlanacak kaç insan vardır? Ama Albay dolaştı, sayı 100 lokantayı bulduğunda artık işin sonuna geldiğini biliyordu. Aslında aldığı her hayır cevabı onu daha da çok güdülüyordu. Bulacağım diyordu, benimle iş yapacak lokantayı bulacağım. Tüm Amerika'yı dolaşmıştı neredeyse. Geceleri arabasında yatıyordu, pek de rahat sayılmazdı, ama onun büyük bir hedefi vardı; aradığı lokantayı bulacaktı. Albay iyice yol almıştı artık; 1009'uncu lokantayla konuşurken Albayın beklediği şey oldu; lokanta sahibi Albayla ve projesiyle çok ilgilendi. Saatlerce konuştular, Albayın anlattıklarını ilgiyle dinledi. O kadar inanmıştı ki Albaya, ne kadar hayalci bir fikir bile olsa, lokanta sahibi bu fikre evet dedi. Bu evet cevabıyla birlikte Kentucky Fried Chicken efsanesi yazılmaya başladı. Eğer yolunuz bir gün Kentucky Fried Chicken'a düşerse, tabelanın yanındaki o tonton amcaya bir daha alıcı gözüyle bakın.

Albay Saunders'ın hikâyesi bana güç verdi, her akşam biriyle görüşüyordum, aldığım her hayır cevabı beni daha çok güdülüyordu. Konuştuğum kişiler sanıyorum 200'ü biraz geçtikten sonra genç bir sanayici bana evet dedi. Artık Eğitim Merkezini açabilirdim. Şu anda birçok kişiye eğitim veren kurumumu açmakta bana ilham kaynağı olan Albay Saunders'ın size de ilham kaynağı olmasını dilerim.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------